1. Ceza yargılaması
1.Muhakemesiz ceza olmaz ilkesi
Muhakemesiz ceza olmaz ilkesi, ceza yargılamasının önemini ortaya koyan bir ilkedir. Suç nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözme işi, bireylere ait bir iş olarak görülürken, toplumu idare edenlerin güçlenmesiyle, ceza verme yetkisi topluma geçmiştir. Toplum, bireylerin birbirini cezalandırmalarına engel olarak, bu yetkiyi kendine almıştır. Bireylerin birbirlerine ceza vermesinin engellenmesi amacıyla kabul edilen muhakemesiz ceza olmaz ilkesi, bi reyler arasında suç nedeniyle çıkan uyuşmazlıkların çözümü için, yargılama makamlarına başvurma mecburiyetini ifade etmektedir.
2.Ceza Yargılaması Makamları ve Teşkilatı
ceza yargılaması makamları mahkemeler ve hakimliklerden oluşmaktadır. Mahkemeler, kovuşturma evresinde tek hakimli veya heyet halinde duruşma yaparak yargılama görevini yapan ve bir hükümle uyuşmazlığı çözen makamlardır. Buna göre mahkemeler, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm veren yargılama makamıdır.
Mahkeme ve hakimliklerin görev yaptıkları kurumsal yapı, yani diğer bir ifadeyle ceza yargılaması teşkilâti, esas olarak, Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkın da Kanunda (TeşK) düzenlenmiştir. Ancak özel kanunlarda düzenlenen mah kemeler ve hakimlikler de bulunmaktadır.
2.1 Mahkemeler
Genel İlk Derece Mahkemeleri
Ceza davalarına ilk kez bakan ve "olay mahkemesi" olarak da adlandırılan ilk derece mahkemeleri, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinden oluşmaktadır. Buna göre özel kanunlarla kurulan ceza mahkemeleri haricinde, asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi olmak üzere iki tip genel ceza mahkemesi bulunmaktadır.
Ceza mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafîi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcilar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.
*ceza mahkemeleri her il merkezinde mutlaka kurulacaktır. Ancak ilçelerde kurulması bakımından bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önün de tutularak karar verilecektir.
*Asliye ceza mahkemeleri tek hâkimlidir.
*Ağır ceza mahkemesinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Bu mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır.
*Ceza mahkemesi tekdir, ancak daireleri birden fazladır.
*Ceza mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.
*Ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.
*Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.
*Bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığı nın önerisi üzerine Hâkimler ve Savcilar Kurulunca karar verilir.
Bölge Adliye Mahkemeleri
Bölge adliye mahkemeleri, adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak amacıyla kurulmuştur.
Ankara, Antalya, Erzurum, Gaziantep, Istanbul, İzmir ve Samsun Bölge Adliye Mahkemeleri 2016 tarihinde, Adana ve Bursa Bölge Adliye Mahkemeleri 2017 tarihinde, Konya ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemeleri 2018 tarihinde ve Diyarbakır, Kayseri, Trabzon ve Van Bölge Adliye Mahkemeleri 2019 tarihinde faaliyete geçmiştir.
Buna göre ilk kez 20/07/2016 'da faaliyet geçen bölge adliye mahkemelerinin sayısı şu an itibarıyla 15'tir.
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin üç temel görevi bulunmaktadır. Buna göre ceza daireleri, adlî yargı ilk derece ceza mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamaktadır.
Yine yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece ceza mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmektedir. Keza yargı çevresindeki adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukukî veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, o davanın bölge adliye mahkemesi yargı çevresi içerisinde başka bir adlî yargı ilk derece ceza mahkemesine nakli hakkında karar vermektir.
Bölge adliye mahkemeleri bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen yerlerde, Hâkimler ve Savcilar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulacaktır.
Bölge adliye mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine, değiştirilmesine veya bu mahkemelerin kaldırılmasına ise Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca karar verilecektir.Bu kapsamda alınacak kararlar, Resmî Gazetede yayımlanacaktır
Bölge adliye mahkemeleri,
başkanlık,
ceza daireleri başkanlar kurulu,
hukuk daireleri başkanlar kurulu,
daireler,
bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı,
bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu
müdürlüklerden oluşmaktadır
Her bölge adliye mahkemesinde bir başkan bulunmaktadır
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri: başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu, bölge adliye mahkemesi başkanı ve ilgili dairelerin başkanlarından oluşmaktadır.
Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet Başsavcılığı bulunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet Başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur.
En kıdemli Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet başsavcı vekili olarak görev yapmaktadır.
2
Yargıtay
Anayasal bir kurum olan Yargıtay'in kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenmektedir.
Yargıtay Yüksek Mahkemedir
Yargıtay hukuk kuralarının mahkemelerce uygulanmasını denetleyerek, içtihatlar vasıtasıyla ülke genelinde uygulama birliği sağlamaktadır.
Yargitay istisna olarak olay mahkemesi veya itiraz mercii olarak da görev yapmaktadır.
Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir
Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve özel kanunlarında belirtilen kimseler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve bunların kişisel suçlarına ait ceza davalarına ve kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmakla görevlidir.
Yargıtay; Birinci Başkanlık, daireler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bürolar ve idari birimlerden oluşur.
2. Özel mahkemeler
özel mahkemeler, bazı suç failleri veya bazı suçların yargılamalarda ortaya çıkan özel durumların dikkate alınmaları neticesinde bu faillerin ve suçların daha iyi yargılanmaları amacıyla kurulmuşlardır.
Bu nedenle ihtisas mahkemesi niteliğinde olan bu mahkemeler, genel mahkemeyle kıyaslandığında aynı mahiyetteki bazı özel uyuşmazlıkları çözdükleri için özel mahkeme olarak adlandırılmaktadırlar.
Kanunlarımızda yer alan ceza yargılaması amacıyla kurulmuş özel mahkemelerden bazıları :
A. Çocuk Mahkemesi ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımindan, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakmak üzere kurulmuştur.
Çocuk mahkemesi, tek hâkimden oluşur.
Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur.
Ayrıca, bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunlu ğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak kurulabilir.
Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz. Mahkemelerin bulunduğu yerlerdeki Cumhuriyet savcıları, çocuk mahkemeleri kararlarina karşı kanun yoluna başvurabilirler.
çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.
B. Fikri ve sınai Haklar Ceza Mahkemesi
Sınai Mülkiyet Kanunun 156. maddesine göre, bu Kanunda tanımlanan marka taklitçiliği suçu bakımından görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir.
Bu mahkemeler tek hâkimlidir.
Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur.
Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakar.
İcra Ceza Mahkemesi
Disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.
Bu Kanun da yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakar.
Yüce Divan
cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımı, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyelerini, başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarını görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak Anayasa Mahkemesinin görevidir.
3.Hakimlikler
Mahkemeler, kovuşturma evresinde tek hakimli veya heyet halinde duruşma yaparak yargılama görevini yapan ve bir hükümle uyuşmazlığı çözen makamlardır
Naip Hakim
Yargılama görevinin heyet halinde çalışan bir mahkeme tarafından yerine getirildiği durumlarda, mahkeme heyetinin, istisnai bir yetki olarak bazı görevleri üyelerinden birine vermesi durumunda, naip hakimlik söz konusu olmaktadır.
Heyet tarafından naip hâkim olarak yetkilendirilen kişi, aslında tek başına yapma yetkisi olmayan bu görevi heyet adına yapmaktadır.
Sulh Ceza Hakimliği
kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulmuştur.
İnfaz Hakimliği
İnfaz hakimliği hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözen idari nitelikte bir yargılama yapmaktaydı. Ancak 7242 sayılı kanunla infaz hakimliğinin görevleri arasına ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak da eklendi.
Buna göre infaz aşamasında infaz edilecek cezanın miktarına ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevi mahkemelere ait iken bu görev infaz hakimliğine verilmiştir
2. Yargılama Makamı Süjesi Olarak Hakim
Hakim, çözümlenmek üzere önüne getirilmiş bulunan ceza uyuşmazlığını, iddia ve savunmanın işığında yargılayıp karar veren kişidir. Hakim, yargılama makamı olan mahkeme ve hakimlikleri temsil etmektedir.
2.1. Kanunî (Tabii-Olağan) Hâkim İlkesi
Bir hukuk devletinin vatandaşı, önceden kanunla kurulmuş, bağımsız ve taraf siz bir hâkim tarafından yargılanma hakkına sahiptir. Bu hak Anayasa, milletlerarası sözleşmeler ve kanunlar tarafından garanti altına alınmıştır. Anayasa m. 37'de, "hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz; bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz" denilmek suretiyle Türkiye'de olağan hâkim ilkesinin geçerli olduğu ifade edilmiştir.
Bir davaya bakan yargı yeri kanunla kurulmuş bulunmalıdir. Ceza davalarında bu gerekliliğin amacı, yargılamaların belli bir dava için özel olarak kurulmuş yargı yerleri tarafından yapılmamasını güvence altına almaktır. Bu ilkeye olağan yargı yerinde yargılanma hakkı da denir.
Yargılayacağı suçların işlenmesinden önce kanunla kurulmuş bir mahkemenin,tarafsız, bağımsız ve her bakımdan, yani madde, yer, kişi ve görev bakımından yetkili hâkimine kanuni (tabii, olağan) hâkim denmektedir.
Olağanüstü Hakim ise ; Bir olaydan sonra sırf bu olayı yargılamak için kurulmuş veya bu olaya göre yetkili kılınmış mahkemede görev yapan hakimdir.
2.2. Hâkimlerde Bulunması Gereken Nitelikler
*Tarafsızlık
*Bağımsızlık
Hâkimin Davaya Bakamayacağı Durumlar (Ret Sebepleri)
Yargılama hakimler için bir görev olduğundan, hakimler yargılama görevini yapmaya mecburdurlar. Hiçbir mahkeme yetkisi dahilindeki bir davaya bakmıyorum diyemez. Ancak, hâkimin tarafsız kalamayacağı veya tarafsızlığı sağlamasının oldukça zor olduğu durumlarda, hakimi davaya bakmaya zorla mak tarafsızlığına ve tarafsızlık algısına zarar vereceğinden hakime yargılama yasağı getirilerek veya taraflara ret isteminde bulunabilme hakkı verilerek hakimin tarafsızlığı sağlanmaya çalışılmıştır. Buna göre bunlar, görev yasakları ve hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşüren durumlar olmak üzere iki grupta toplanabilir.
Görev Yasakları
Hâkimin tarafsızlığını sağlamak için, hakimin tarafsızlığının ciddi şekilde tehlikede olduğu durumlarda, hakime görevi yaptırılmamaktadır. Görev yasakları "hâkimin davaya bakamayacağı halleri" ve "yargılamaya katılamayacak hakimi" içermektedir.
Hâkimin suçla veya davayla bağlantılı olması veya şüpheli, sanık veya mağdurla belli yakınlıkta akrabalık ilişkisinin bulunması durumunda hâkim davaya bakamayacaktır.
CMK m. 23'de ise üç görev yasağı daha düzenlemiştir. Bu görev yasakları, daha önce davanın esasına ilişkin bir kanaate sahip olan hâkimin, daha sonra aynı uyuşmazlık önüne gelmesi durumunda tarafsız hareket edemeyeceği şüphesine dayanmaktadır.
Hakimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması kesin hukuka aykınılık hali olarak düzenlenmiş ve mutlak bozma sebebi kabul edilmiştir.
Tarafsızlığı Şüpheye Düşüren Durumlar
"Hâkimin davaya bakamayacaği hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir."
Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması" kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlenmiş ve mutlak bozma sebebi kabul edilmiştir.
Hakimin Resen Çekinmesi
CMK m. 30'a göre hakimin resen çekinmesi mümkündür. Ancak Kanun hakimin çekinme nedenini dikkate alarak sonuçları bakımından iki ayrı düzenleme yapmıştır. Eğer hakim bakmakta olduğu davada görev yasağının bulunduğu gerekçesiyle çekinmiş ise, çekinmenin uygun olup olamadığına bakılmaksızın, merci, davaya bakacak hakim veya mahkemeyi belirleyecektir. Bu durum 30. maddenin birinci fıkrasında "Hakim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir" şeklinde düzenlenmiştir.
Buna karşılık hakim, bakmakta olduğu davada tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerin bulunduğu gerekçesiyle çekinmiş ise, merciin, çekinmenin uygun olup olmadığına karar vermesi gerekmektedir. Merci çekinmenin uygun olduğuna karar verirse, davaya bakması için bir başka hakim veya mahkemeyi görevlendirecektir.
Hakim Bağımsızlığı (Objektif (Nesnel) Bağımsızlık)
Mahkemelerin bağımsız olması yargı yetkisini kullanmanın temel koşuludur.
Hakimlerin görevlerini bağımsız olarak yapabilmeleri, objektif (nesnel) bağımsızlık olarak adlandırılmaktadır. Objektif bağımsızlığın düzenlendiği, Anayasanın m. 138'e göre, "hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, mercî veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve tâlimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz . Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." Keza Anayasa m. 37/2'ye göre, "bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz."
Hakimlik Teminatı (Sübjektif (Öznel) Bağımsızlık)
Hakimlerin bağımsızlığı, hakimlerin gerek yürütme gerekse yasama organlarına bağlı olmadıkları, onlardan müstakil oldukları, bu iki organın hakimlere emir ve talimat veremeyeceği ve tavsiyelerde bulunamayacağı anlamına gelirken, hakimlik teminatı ise hakimlerin bağımsızlığını korumaya hizmet eden kurumlardan meydana gelmektedir. Hakimlerin bağımsızlığı, objektif (nesnel) bağımsızlık olarak adlandırılırken, hakimlik teminatı, hakimlerin bağımsızlığıyla doğrudan bağlantısı nedeniyle sübjektif (öznel) bağımsızlık olarak adlandırılır.
Hakimlik teminatı genel olarak :
Azlolunma yasağı
Yaş teminatı, kendileri istemedikçe emekli edilmeme
Özlük haklarına ilişkin teminatlar, mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle de olsa aylık, ödenek ve öteki özlük haklarından yoksun kılınmama yönünde güvence sağlanmıştır.
2.3. Hâkimlerin Yetkileri
Her hâkim kendi yetkisi dahilinde yargılama yetkisine sahiptir. Buna göre, "hakimlerin yetkisi" dendiği zaman ifade edilen husus, hakimler arasında bölüşülen yargılama yetkisinden bir hakime düşen hissenin belirlenmesidir. Hâkimlerin yetkilerinin nasıl paylaşıldığı konusu, görev (madde), yer, kişi ve görev (fonksiyon) bakımından olmak üzere dört kısımda inceleyebilir.
1. Görev (Madde) Bakımından Yetki
Görev, sanığa isnat edilen suç tipi ve bu suçun cezasının ağırlığı dikkate alınarak, yargılama yetkisinin ilk derece olay mahkemelerinden hangisine ait olduğunun belirlenmesidir. Bu amaçla kanunlarda mahkemelerin görevine ilişkin kurallara yer verilerek, hangi mahkemenin hangi tür ağırlıktaki işe bakacağı belirlenmiştir. Buna göre, hangi mahkemenin hangi tür ve ağırlıktaki işe bakacağını gösteren kurallara görev (madde) bakımından yetki kuralları adı verilmektedir.
Genel Açıklamalar
Kanunun 8. maddesine göre, ilk derece olay mahkemesi olarak ceza mahkemeleri, asliye ceza ve ağir ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinden oluşmaktadır. Buna göre özel kanunlarla kurulan ceza mahkemeleri haricinde, temel olarak asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi olmak üzere iki basamaklı ceza mahkemesi bulunmaktadır. Bu mahkemelerin görevleri, yani hangi suçlardan dolayı yargılama yapacaklan suçlara ve dolayısıyla cezalara bakılarak belirlenmektedir. Cezası ağır olan suçlara bakan mahkeme, cezası daha hafif suçlara bakan mahkemeye göre yüksek görevli (üst dereceli) mahkemedir. Buna göre, mahkemelerin görevlerinin ceza miktarına göre belirlenmesi, mahkemeler arasında derece farkina neden olmaktadır.
"Ağır ceza mahkemesinin görevinin" düzenlediği Kanunun 12. maddesin de, ağır ceza mahkemesinin görevi hem cezanın ağırlığı hem de bazı suçların sayılması suretiyle belirlenmiştir. Buna göre, kanunların ayrıca görevli kıldığı håller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikāp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırı cilik (m. 158), hileli iflas (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Alti ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.
5235 sayılı Kanunun 11. maddesine göre ise asliye ceza mahkemesinin görevi, kanunların ayrıca görevli kildığı durumlar saklı kalmak üzere, sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işler olarak belirlenmiştir.
Resen veya Talep Üzerine Görevsizlik Kararı Verilmesi
Bir hakim ancak makamıni temsil ettiği mahkemenin görevine giren işlere bakabilir. Mahkeme görev alanı dışında kalan işlere bakamaz, yani bu işler bakımından görevsizdir. Mahkemenin görev alanındaki işlere bakabilmesi, diğerlerine bakamaması kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle ilgililer görevsizlik iddiasında bulunabileceği gibi, mahkemede resen görevsizlik karanı verebilir.
Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüz kabul edilmiştir. Dolayısıyla görevsiz mahkeme veya hâkimin yaptığı işlemler geçersizdir. Böyle bir durumda, yenilenmesi mümkün olan görevsiz mahkemece yapılan tüm işlemler yenilenecektir. Adeta o iş yargılama makamının önüne yeni gelen bir iş gibi görülecek ve yepyeni bir yargılama yapılacaktır. Ancak, yenilenme olanağı bulunmayan işlemler varlığını sürdürebilecektir. Bu işlemlere örnek olarak, dinlenmiş bir tanığın ölmesi veya otopsiden sonra cesedin yeniden otopsiye olanak vermeyecek hale gelmesi gösterilebilir. Bu gibi durumlarda tanık açıklaması ve otopsi işlemi geçerliliğini koruyacaktır.
Olumlu veya Olumsuz Görev Uyuşmazlıklarının Çözümü
Mahkemeler arasında görev bakımından yetki konusunda olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlıkları çıkabilir. CMK m. 4/2'ye göre, görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirleyecektir. Söz konusu hükme göre yetki uyuşmazlığı, yargı yeri belirlenmesi (merci tayini) adı verilen bir usulle çözülmektedir.
İstisnaen Görevli Olma Durumları
Bazı hallerde görev bakımından yetkili olma durumlarına istisnalar getirilmiştir. Buna göre işin yanlışlıkla yüksek görevli bir mahkemeye gelmesi, bağlantı, birleştirme, nispi yargılama yapma, bekletici sorun sayma durumlarında bir mahkeme görevsiz dahi olsa önüne gelen işe bakmak durumundadır.
Yüksek Görevli Mahkemenin Görevsizlik Kararı Verememesi
CMK'nın 6. maddesinde, "duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez" şeklinde bir hükme yer verilmiştir. Cezası ağır olan suçlara bakan mahkeme, cezası daha hafif suçlara bakan mahkemeye göre yüksek görevli (üst dereceli) mahkemedir. Yüksek görevli mahkemenin daha teminatlı olması nedeniyle, yüksek görevli mahkemenin görevsizlik kararı verememesi ve davaya bakmaya devam etmesi bir sorun teşkil etmeyecektir.
2.4 Yer Bakımından Yetki
Hangi hâkimin hangi yerdeki işe başlayacağını gösteren yetki kurallarına yer bakımından yetki kuralları adı verilir.
2.4.1. Genel Açıklamalar
Tek bir mahkemenin ülkenin tamamında yetkili olması ve tüm yargılamaları gerçekleştirmesi mümkün olmadığından, aynı görevi yapan mahkemeler ülkenin bölümlere ayrılan farklı yerlerinde yetkilendirilmiştir. Mahkemelerin yargı çevrelerinin belirlenmesinde kural olarak, idari teşkilat esas alınmış olsa da, idari teşkilata uygun olmayarak bir mahkemenin kurulması da mümkündür.
5235 sayılı Kanunun "ceza mahkemelerinin yargı çevresine" ilişkin 15. maddesine göre, ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.
Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan sulh veya asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.
Coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca karar verilir.
CMK yetki kurallarını Türkiye'de işlenen suçlar, yabancı ülkede işlenen suçlar ve deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlar olmak üzere üç bölüm olarak düzenlemiştir.
2.4.2. Türkiye'de İşlenen Suçlarda Yetki
Türkiye'de işlenen suçlarda yetki kuralları, suçun işlendiği yerin belli olup olmamasına göre değişmektedir.
Suçun İşlendiği Yerin Belli Olduğu Durumlarda Yetki
Türkiye'de işlenen suçlarda yetki bakımından temel kural, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olmasıdır.
Türkiye'de işlenen bir suç ise, hareketin gerçekleştirildiği veya neticenin ortaya çıktığı yerde işlenmiş sayılmaktadır. Ancak hareket ve netice farklı yerlerde gerçekleşmişse, suçun nerede işlendiğinin net olarak tespiti bir sorun oluşturmaktadır. Her ne kadar birden fazla mahkemenin yetkili olmasına neden olsada, maddi ceza hukukunda suçun nerede işlenmiş sayılacağı konusunda kabul edilen "karma teorinin", aynı zamanda ceza muhakemesinde yetkinin tayininde de geçerli olduğu kabul edilmelidir. Örneğin bomba içeren bir kargonun Antalya'dan İstanbul'a gönderilmesi durumunda hem hareketin gerçekleştiği yer olan Antalya ve hem de bombanın infilak ettiği yer olan İstanbul mahkemesi yetkili olacaktır.
12. maddenin iki ila beşinci fıkralarında bazı özel durumlara suçun işlendiği yerin tespitine ilişkin kurallara yer verilmiştir. Buna göre;
*Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir
*Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir.
*Zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir
Suçun İşlendiği Yerin Belli Olmadığı Durumlarda Yetki
Türkiye'de işlenen suçlarda, eğer suçun işlendiği yer belli değilse, yetkili mahkemenin belirlenebilmesi için ek kurallara ihtiyaç bulunmaktadır. “Özel yetki" başlıklı 13. maddeye göre, suçun işlendiği yer belli değilse, yetkili mahkemenin tespitinde ilk bakılacak husus, şüpheli veya sanığın yakalandığı yerdir. Yakalamadan kasıt, kişi hakkında CMK m. 90'da düzenlenen yakalama koruma tedbiri uygulanarak, özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır. Bu tedbirin uygulandığı yerde, mahkemenin yetkili olacağı yer olacaktır.
Eğer şüpheli veya sanık yakalanmamışsa, yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Buna göre, sanık yakalanmamışsa bakılacak ikinci husus, şüpheli veya sanığın yerleşim yeridir. Yerleşim yerinin neresi olduğu Türk Medeni Kanunu 19 ila 22. maddelerine göre belirlenecektir.
Şüpheli veya sanığın Türkiye de yerleşim yeri yoksa bakılacak üçüncü husus, şüpheli veya sanığın son adresidir. Bu göre şüpheli veya sanığın Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.
Yukarıda sayılan hususlar dikkate alınarak yetkili mahkemenin belirlenmesi olanağı yoksa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olacaktır.
2.4.3. Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Yetki
Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye'de yeniden yargılanmalıdır.
Yurt dışında işlenen suçlarda, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkili olacaktır. Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır. Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilecektir
Yabancı ülkede işlenen suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenecektir
Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesi olacaktır.
2.4.4. Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıtlarında veya Bu Taşıtlarla İşlenen Suçlarda Yetki
"Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki" başlıklı 15. maddeye göre suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir
Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
2.4.5. Yetkisizlik Kararı Verilmesi
Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirmelidir.
2.4.6. Olumlu veya Olumsuz Yetki Uyuşmazlıklarının Çözümü
Yetki konusunda hakim veya mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklar her iki hakim veya mahkemenin kendini yetkili görmesi veya her iki hakim veya mahkemenin kendini yetkisiz görmesi şeklinde "olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı" şeklinde ortaya çıkabilirler.
Bu uyuşmazlığın ortaya çıkabilmesi için hakim veya mahkeme tarafından verilen kararların kesinleşmiş olması gerekmektedir. "Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık" başlıklı CMK m. 17'ye göre, birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirleyecektir.
2.4.7. İstisnaen Yer Bakımından Yetkili Olma Durumları
Davanın (Yargılamanın) veya Duruşmanın Nakli
Bir yargılama sırasında yargılama yetkisinin yer bakımından asıl yetkili olan mahkemeden alınarak yetkisiz başka bir mahkemeye verilmesi ve bu başka mahkemenin yetkili sayılmasına davanın (yargılamanın) nakli adı verilmektedir. Davanın nakledilmesi durumunda, yetkisiz mahkeme, yetkili hale gelmektedir. Ancak bu şekilde yetkili kılınan mahkemenin, asıl yetkili mahkemeyle görev yönünden aynı derecede olması gerekmektedir. İstisnai bu durum olarak kabul edilen davanın nakli, genel nakil (hukuki ve fiili sebeplerle nakil) ve kamu güvenliği nedeniyle nakil olmak üzere iki kısımda incelenebilir.
Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması , yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verecektir.
Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakani Yargıtay'dan isteyecektir.
Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır. Örneğin mahkemenin fiziki şartları edeniyle çok sanıklı bir davanın mahkemede görülmesinin imkânsız olması durumunda duruşma büyük bir spor salonunda yapılabilecektir.
2.4.8. Istinabe
Yer bakımından yetkili bir häkim veya mahkemenin, başka yerdeki yer bakımından yetkisiz bir hâkim veya mahkemeye, belli bir işlemin yapılmasi hususunda yetkisini devretmesine istinabe adı verilmektedir.
Istinabe suretiyle bir Türk mahkemesine yetki verilebileceği gibi, yabancı bir mahkemeye de yetki verilebilir. Örneğin istinabe suretiyle, Alman mahkemeleri aracılığıyla Almanya daki bir tanığın dinlenmesi mümkündür. O zaman uluslararası istinabe söz konusu olacaktır.
2.4.9. Bağlantı
Uyuşmazlıklar arasında bağlantılı bulunmasının en önemli sonuçlardan birisi davaların birleştirilmesidir. Her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
2.5. Kişi Bakımından Yetki
Kişi bakımından yetki, mahkemeler arasında iş bölümünü sağlayan üçüncü yetki çeşididir. Kişi bakımından yetki durumunda, sanıkların sıfatı dikkate alınarak hakimler arasındaki yargılama yetkisi paylaşılmaktadır. Buna göre, hangi mahkemenin hangi kişilerin, hangi suçlarını yargılayacağını gösteren yetki kurallarına kişi bakımından yetki kuralları denmektedir. Bu kurallar genellikle kamu görevlileri bakımından, bu kişilerin yaptıkları görevlerin önemi dikkate alınarak kabul edilmiştir. Kanun koyucu bu kişilerin yaptıkları görevin öneminden dolayı, görevlerini rahat bir şekilde ifa edebilmeleri için, bu kişilere bir güvence sağlanmak istemiştir.
Bu nedenle bu kişilerin, genellikle görev nedeniyle işlendiği iddia edilen suçlardan, bazen de kişisel suçlarından ötürü yargılanmaları yönünden özel yetki kuralları kabul edilmiştir.
Kişi yönünden yetki bakımından önemli düzenlemelerden birisi Yüce Divan adı verilen özel mahkeme tarafından gerçekleştirilen yargılamadır.
Anayasa m. 105/3'e göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla yargılanmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, Yüce Divanda yargılanacaktır. Anayasa m. 106/7'ye göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılanmasına karar verilen Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Yüce Divanda yargılanacaktır. Anayasa m. 148/6-7'ye göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Daniştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Hakimler ve Savcilar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sifatıyla yargılar. Genelkurmay Başkani, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.
2.6. Görev (Fonksiyon) Bakımından Yetki
ceza muhakemesinde hangi hâkimin, muhakemenin hangi aşamasında hangi görevi yapacağını gösteren yetki kurallarına görev (fonksiyon) bakımindan yetki kuralı denmektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder